Tutuklamaların, tutuksuz yargılamaları devam edenlere kesilen cezaların ardı arkası kesilmiyor... Hak savunucuları, bölgede gazetecilik yapanlar, siyasetçiler, aydınlar, çocuklar, 'suçlu' olarak görülüyorlar... Böyle devam ederse Güneydoğu tümden açık hava hapishanesine dönüşecek. Mahkumları koyacak yer bulamayacaklar. Kapalı spor salonları yetmeyecek...
Sayın Başbakan daha Refah Partiliyken,bir çok haksızlığa uğradı.Siirt'te okuduğu şiir yüzünden haksız bir mahkumiyet aldı. Başbakan'ın o meşhur cezayı aldığı Siirt gezisini yaptığı dönemde bende aktif muhabirlik yapıyordum.Geziyi baştan sona kadar takip ettim.Zamanın Siirt Belediye Başkanı Fahri Çeliker, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın,Tugay Komutanlığına yapacağı ziyareti askerlerin kabul etmeyeceğini,ziyaretten kısa bir süre önce bana söyledi.Bu gezide bir olağanüstülük olduğu her haliyle belli oluyordu.Siirt'teki bütün istihbarat birimleri tam kadroyla, bütün ekipmanlarıyla Erdoğan'ı izliyorlardı.Siirt gezisinin son ziyareti bir cemaat evine yapıldı.Bu gezide bir şeyler olabileceğini sezinlediğimden, Erdoğan'ı son ana kadar takip ettim.Gidilen yerde namaz vakti geldiğinde bizde tam cemaatla beraber namaza kalkmaya niyetlenirken,Erdoğan'ın korumaları bize nazik bir şekilde dışarı çıkmamız gerektiğini belirttiler.Zaten geziyi son ana kadar bir ben, bir de Zaman gazetesi muhabiri takip ediyorduk. Ben, 'çıkarız' dedim ama içeride sivil polislerin olduğunu onların neden çıkarılmadığını korumalara söyledim.Erdoğan'ın koruması yine çok nezaketli bir üslupla "haklısın canım kardeşim ama ne yapalım gücümüz onlara yetmiyor" dedi. Çıktık. Erdoğan Siirt'ten ayrılmak üzereyken malum şiir haberi bütün TV'lerde yayınlandı.Sonrası herkesin bilgisi dahilindedir. Erdoğan'a Başbakanlık yolu açacak mapusluk günleri başladı. Erdoğan çoğu zaman kendisine ve partililerine yapılan hukuksuzluklara karşı, bir ateş topu gibi gürlemesini çok iyi biliyor.Ve hatta yine Refah Partisi belediye başkan adayıyken seçimi kaybettikten sonra yaptığı seçim itirazının kabul edilmemesi nedeniyle görevli hakime "sarhoş kafayla karar vermişsiniz" diyecek kadar 'delikanlı' bir lider.
Bütün bunları anlatma sebebim şu; başına bu kadar iş, 'bela' gelmiş, gözaltı, hapis, yoksulluk görmüş bir Başbakan üstüne üstelik, açılım denen bir projenin gündemde olduğu bir dönemde yaşları 13 ile 16 olan çocukların ağır hapis cezalarına çarptırılmalarına nasıl gönlü el veriyor, nasıl bu çocukların ve ailelerinin yaşadığı acılar görmezden geliniyor anlamıyorum. Gazze'li çocuklar için göz yaşı akıtmak ne kadar haksa, Siirt'li, Hakkari'li çocuk içinde üzülmek ona bir yardım eli uzatmak o kadar haktır.
Açılımın bu olacağı,sonuçlarının mapusluk olduğu baştan beri bizlere söylenmiş olsaydı, kalsın diyecektik.
Bizim bildiğimiz eğer bir ülkede etnik,sosyal sorunlar varsa ve eğer bu sorunların çözümünde bir barışa doğru gidiliyorsa,orada öncelikli olarak yapılan veya yapılması gereken şey, evvela bu sorundan kaynaklı mağdur olmuşların yaralarına merhem olunur, ve ilk adım olarak ta o ülkedeki cezaevleri boşaltılır.Bizde tam tersi bir durum sözkonusu.
Kimse bu aşamada bombalama veya insan öldürme eylemlerine karışmışların affını istemiyor.Sorun çocukların tutuklanması, sorun düşüncesini açıkladı diye 10 ay hapis almış binlerce insanın durumu, onların ailelerinin mağduriyeti.
Hem açılım denip, bunlar yaşanacak sonra da bu insanlara veya ailelerine, yakınlarına gidilip açılımın gelişimi için destek istenecek.Yok böyle bir şey, hiç bir ülkede iç barış böyle sağlanmamıştır.
Açılım denen süreçte mağdur olmuş, yüzlerce ailenin ve cezaevlerinde acılar içinde kıvranan onlarca çocuğun ve Batman'lı Berivan'ın sesi geliyor kulağıma;
Batsın Böyle Açılım! Puanim: size katılıyorum. haklısınız açılım böyle olacaksa olmasın. tekel işçileri orda ölüyor adamın umurunda değil. 15 yaşında reşit olmayan bir çocuğa 13sene ceza nerde görülmüş.
Batsın Böyle Açılım! Puanim: akp sayın başbakan yolsuzlukla yargılanıyor yolsuzluk nedir ğırğızlıktır sokak ağzıyla dahosta muslumanluk yaparsın ama güneydoğuda neyliktir ha o luk işte suan herkesin aklından geçiyor tayyip bey bizi kandıramassın artık kürtler uyandı uyandı
Batsın Böyle Açılım! Puanim: açılım adı altında akp gündemi saptırıp ekonomideki başarısızlığını örtüyor vatandaş aç işsiz açılım diye tutturmuşlar bir şeyde yaptıkları yok. AZİZ
Batsın Böyle Açılım! Puanim: evet bu açılım falan değil,dünkü taraf gazetesinde bir prof bunun aldatmaca olduğunu yazdı,hemde akp ye yakın bir prof,kendisi akp nin gazetesi olan starda köşe yazarlığı yapıyor
Batsın Böyle Açılım! Puanim: bir kere çocuklar adam bile öldürse reşit olmadıkları için,hiç bir cezaya tabi tutulamazlar uluslararası hukuk böyle söylüyor,o çocuklar çocuk cezaevlerinde tutulup rehabilite edilmeleri gerekirken çok ağır cezalara çarptırılıp,müebet hapis cezaları yiyenlerle aynı koğuşlarda tutuluyorlar,onlar cezaları bitip çıktıktan sonra ne olacaklar acaba,işte önemli olan bu
Batsın Böyle Açılım! Puanim: Ne yapılırsa yapılsın memnun olmuyorsunuz biri gelecek camlarımı kıracak diğeri gelecek yıllarca biriktidiğim sermayeyle aldığım arabamı ateşe verecek ve sen kalkıp bunların savunuculuğunu yapacan biri gelipte senin arabanı ateşe verse canları sağolsun haklılarmı diyecen bu sokak olaylarını bitirmeniz haklarınızı siyasette aramanız şart sen bir yazar olarak bu şekilde kışkırtıcı yazılar yazarak yanlış yapıyrsun benden söylemesi
Batsın Böyle Açılım! Puanim: Dara Turhan duygularımıza tercüman olmuşsunuz kaleminizle. Teşekkürler.
Yazara yazarlık dersi vermeye çalışan gömlekçi sen bu gömlekten memnunsan gün olur sıra sana gelir düşersin çömleğe. Ama korkma o zaman Dara Turhan gibi yazarların senin hakkını savunacağından şüphem yok.
Batsın Böyle Açılım! Puanim: açılımı siz üzerinize giyebileceğiniz en güzel gömlek gibi görüyorsunuz değilmi. bence sizin bu beklentiniz ve anlayışınız batsın. eline kalem alan yazar kesilmiyormu başımıza.
Batsın Böyle Açılım!
Tutuklamaların, tutuksuz yargılamaları devam edenlere kesilen cezaların ardı arkası kesilmiyor... Hak savunucuları, bölgede gazetecilik yapanlar, siyasetçiler, aydınlar, çocuklar, 'suçlu' olarak görülüyorlar... Böyle devam ederse Güneydoğu tümden açık hava hapishanesine dönüşecek. Mahkumları koyacak yer bulamayacaklar. Kapalı spor salonları yetmeyecek...
Sayın Başbakan daha Refah Partiliyken,bir çok haksızlığa uğradı.Siirt'te okuduğu şiir yüzünden haksız bir mahkumiyet aldı. Başbakan'ın o meşhur cezayı aldığı Siirt gezisini yaptığı dönemde bende aktif muhabirlik yapıyordum.Geziyi baştan sona kadar takip ettim.Zamanın Siirt Belediye Başkanı Fahri Çeliker, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın,Tugay Komutanlığına yapacağı ziyareti askerlerin kabul etmeyeceğini,ziyaretten kısa bir süre önce bana söyledi.Bu gezide bir olağanüstülük olduğu her haliyle belli oluyordu.Siirt'teki bütün istihbarat birimleri tam kadroyla, bütün ekipmanlarıyla Erdoğan'ı izliyorlardı.Siirt gezisinin son ziyareti bir cemaat evine yapıldı.Bu gezide bir şeyler olabileceğini sezinlediğimden, Erdoğan'ı son ana kadar takip ettim.Gidilen yerde namaz vakti geldiğinde bizde tam cemaatla beraber namaza kalkmaya niyetlenirken,Erdoğan'ın korumaları bize nazik bir şekilde dışarı çıkmamız gerektiğini belirttiler.Zaten geziyi son ana kadar bir ben, bir de Zaman gazetesi muhabiri takip ediyorduk. Ben, 'çıkarız' dedim ama içeride sivil polislerin olduğunu onların neden çıkarılmadığını korumalara söyledim.Erdoğan'ın koruması yine çok nezaketli bir üslupla "haklısın canım kardeşim ama ne yapalım gücümüz onlara yetmiyor" dedi. Çıktık. Erdoğan Siirt'ten ayrılmak üzereyken malum şiir haberi bütün TV'lerde yayınlandı.Sonrası herkesin bilgisi dahilindedir. Erdoğan'a Başbakanlık yolu açacak mapusluk günleri başladı. Erdoğan çoğu zaman kendisine ve partililerine yapılan hukuksuzluklara karşı, bir ateş topu gibi gürlemesini çok iyi biliyor.Ve hatta yine Refah Partisi belediye başkan adayıyken seçimi kaybettikten sonra yaptığı seçim itirazının kabul edilmemesi nedeniyle görevli hakime "sarhoş kafayla karar vermişsiniz" diyecek kadar 'delikanlı' bir lider.
Bütün bunları anlatma sebebim şu; başına bu kadar iş, 'bela' gelmiş, gözaltı, hapis, yoksulluk görmüş bir Başbakan üstüne üstelik, açılım denen bir projenin gündemde olduğu bir dönemde yaşları 13 ile 16 olan çocukların ağır hapis cezalarına çarptırılmalarına nasıl gönlü el veriyor, nasıl bu çocukların ve ailelerinin yaşadığı acılar görmezden geliniyor anlamıyorum. Gazze'li çocuklar için göz yaşı akıtmak ne kadar haksa, Siirt'li, Hakkari'li çocuk içinde üzülmek ona bir yardım eli uzatmak o kadar haktır.
Açılımın bu olacağı,sonuçlarının mapusluk olduğu baştan beri bizlere söylenmiş olsaydı, kalsın diyecektik.
Bizim bildiğimiz eğer bir ülkede etnik,sosyal sorunlar varsa ve eğer bu sorunların çözümünde bir barışa doğru gidiliyorsa,orada öncelikli olarak yapılan veya yapılması gereken şey, evvela bu sorundan kaynaklı mağdur olmuşların yaralarına merhem olunur, ve ilk adım olarak ta o ülkedeki cezaevleri boşaltılır.Bizde tam tersi bir durum sözkonusu.
Kimse bu aşamada bombalama veya insan öldürme eylemlerine karışmışların affını istemiyor.Sorun çocukların tutuklanması, sorun düşüncesini açıkladı diye 10 ay hapis almış binlerce insanın durumu, onların ailelerinin mağduriyeti.
Hem açılım denip, bunlar yaşanacak sonra da bu insanlara veya ailelerine, yakınlarına gidilip açılımın gelişimi için destek istenecek.Yok böyle bir şey, hiç bir ülkede iç barış böyle sağlanmamıştır.
Açılım denen süreçte mağdur olmuş, yüzlerce ailenin ve cezaevlerinde acılar içinde kıvranan onlarca çocuğun ve Batman'lı Berivan'ın sesi geliyor kulağıma;
"Batsın böyle açılım !"
Bu köse yazisi 962 defa okundu.
Geri Dön: Dara Turhan ] - [ Yazarlar İndeksi ]