BEN ÖZÜR DıLıYORUM; AMA şUNU BıLıYORUM Kı
SUÇLU OLANLAR BENıM DEDELERıM DEğıL, EMPERYALıST ENTRıKACILARDIR!
FAKAT ONLARDAN ÖZÜR BEKLEMıYORUM!
“Ölümün
Aslı Yok” diye bir kitapta şöyle bir cümle geçer; “Cevaplar anlamsız olabilir, ama sorular her zaman
anlamlıdır!”
…
ılk olarak;
Einstein
akademide öğrencilerini sınayacaktır. Öğrencilerden biriyle Einstein arasında şöyle bir diyalog
geçer;
“Hocam geçen seneki soruları mı soracaksınız?”
“Evet,
evladım,” der Einstein, “sorular aynıdır, ama cevaplar değişmiş.”
…
Ben de cevapların (aslında önyargıların) değişmiş olduğunu umarak sadece soru soracağım.
Üstelik bundan böyle en alttaki “yorum ekle” butonunu kapatarak! Ve asla kategorize etmeyip dağınık
sorular soracağım;
ılk sorum şu;
1- Bu satırların yazarı 2005 yılında
(Çeşitli gazete ve dergilerde yayınlandıktan sonra geçtiğimiz ay siirtce.net’te yayınlanan, ardından Ermeniceye
çevrilip Agos Gazetesine iktibas edilen bir yazısında şöyle demişti;
…
“Çünkü
bilgeler bilgesi Fakî Pârân, dedelerin günahına torunlarından kefaret istemiş” dedi.
Onun, “qable sînîne
adeden” diye katmerleştirerek anlatmaya başlamasından, günümüz Türkçesiyle, “uzun yıllar önce”
işlenmiş cinayetlerin, boğazlanmış insanların, cinsiyetine bahse girilmiş dölütlerin, ırzına geçilmiş gelinlerin kefaretini
ödemeye kararlı olduğunu anlamıştım…
…
Tamam, bunlar yaşandı,
amma…
SORU: Torunlar bu kefareti ödemeye razı olsalar bile, dedelerin günahına torunlarından kefaret
istemek doğru mudur?
2- Bir ısviçre gazetesi olan Tages Anzeiger’de bir zamanlar bir yazı yayınlanmıştı.
Yazı biraz kısaltılarak Almanya’nın muteber gazetelerinden biri olan Süddeutsche Zeitung’da da
yayınlandı. Makalenin yazarı Wolfgang Koyl’du. Yazar 1915-16 olaylarını konu alıp Türkiye’ye
saldırıyordu.
SORU: Bu hassas konudaki her kıvılcımı bir startel sayıp parlayan
Türkiye Hükümeti ve medyası abartılı bu makale karşısında neden sustu?
3- ABD eski Başkanı Clinton görev
başındayken yayınladığı bir bildiride Osmanlının son döneminde meydana gelen trajik hadiselerin 20. yüzyılın en büyük
facialarından biri olduğunu açıkça vurgulamıştı. Bu gün gibi hatırlıyorum. Hükümetimiz ve medyamız sessizliğe bürünmüş,
bu demeci gündeme bile getirmemişti.
SORU: Topluma Türk gibi düşünen biri diye lanse edilen bu insanın (Emperyalizmin ağa babası)
sözleri medya tarafından neden yutulup cevapsız bırakılmıştı?
4- Söz konusu makalenin yazarı Alman
asıllı gazeteci Koyl Türkiye Cumhuriyetinin bizzat kendisinin işlemediği bir suçu neden Osmanlı’nın üzerine
atmadığını söz konusu ederek, olaylarla şimdiki rejim arasında bir bağlantı olduğunu ileri sürüyordu.
SORU: Her fırsatta Osmanlı’yı lanetleyen yetkililer bu soru karşısında neden
susuyorlar?
5- Kars civarındaki, 1. yüzyıla kadar Bagratiden ımparatorluğunun başkenti olan tarihi Ermeni şehri
Ani’nin (Belki Erivan’dan bile daha önemli) harabeleri önünde, metni Kültür Bakanlığı tarafından yazılmış,
şehrin tarihini anlatan tabelada bilinen tüm uluslar, ülkeler ve toplumlar gösteriliyor. Ermeniler
hariç!
SORU: Törelerden dinlere kadar tarihi gerçekleri reddeden hiçbir kurum yok. (Kurum mu dedim?
Neyse.) Bunu kim ve neden reddediyor?
6- Yaklaşık bir asırdır Anadolu halklarıyla Ermeniler arasındaki ilişki resmi söylevin fazla
dışına taşamadı; Nefret, korku ve belirsizlik!
SORU: Ermeniler de, Anadolu halkları da neden güzel hatıralarla dolu 850 yıllık
birlikteliği değil de 2 yıllık sorunu, hem de Emperyalistlerin cümleleriyle hatırlıyorlar?
7-
Hitler Yahudilere yönelik taciz hareketine başlamadan önce 1915-16 yıllarında Erzurum’da Alman konsolosu
olarak görev yapmış Scheubner Richter’i danışman yaptı.
SORU: O yıllarda Erzurum’da
Alman konsolosu olarak görev yapan Scheubner Richter’in, dolayısıyla o zamanların Emperyalist gücü Almanların
olaylarla ilgisi var mıydı? Varsa neden onlardan özür istenmiyor?
8- Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu 1923
yılından seneler önce meydana gelmiş bir olayı masaya yatırmaktan ciddi bir şekilde kaçınıyor.
SORU: Emperyalist güçlerin deşifre olup hem Ermenileri, hem de Türkiye halklarını kaybetme kaygısının getirdiği bir
baskı mı söz konusu?
9- Sevgili hocam Selahaddin Eş demişti ki: Türkiye Hükümetleri 1915-16 olaylarını tartışmaya
açamazlar. Çünkü bu durumda Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasının altında yer alan bir sır ortaya çıkmış olacak. Bu
yazının yayınlanmasının üzerinden 10 küsur sene geçti. Ve hâlâ kimse buna cevap vermedi.
SORU: Bu sır Emperyalizmin ulus devletler kurmak için halkları birbirine düşürmesiyle
alâkalımdır?
10- 1915 Nisanında Osmanlı ımparatorluğu fiilen tarihe karıştı. Çünkü o tarihte sultanın yetkileri
elinden alındı. 1908 yılında darbeyle iş başına gelen Jöntürkler fetret devrine damgasını bastı ve hükmetti. Bu
gayrimeşru cuntanın başında Enver, Talat ve Cemal adında üç paşa vardı.
SORU: Ermenilerin Anadolu’da
soyunun kurutulması kararını bizzat veren bu 3 paşadan değil de neden başkalarından hesap soruluyor.
11-
Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk genç bir albayken ıttihat ve Teraqqi cemiyeti üyesiydi. Tarih şahittir ki Mustafa
Kemal 1915-16 yıllarında başka bir cephedeydi ve olaylara karışmamıştı. Fakat Atatürk dünya medyasında bu olaylarla
ilgili olarak suçlanıyor...
SORU: Neden hedef saptırılıyor ve entrikacıları kim ve niye koruyor?
12-
Mustafa Kemal’in başında bulunduğu Milli Hareketin, örneği olmayan bir şekilde ıngilizlere şantaj yaparak
1915-16 olaylarına karışmış savaş suçlularını geri aldığı, Malta’da konuşlandırılmış ıngiliz askerleriyle takas ettiği
söyleniyor. Aynen Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç’in Amerikan askerlerini kaçırıp Radovan
Karadziç’e karşı değiştirmek için rehin alınması gibi.
SORU: Tamamen hayâl mahsulü olan bu
olayın gerçekleştiğini tarihi belgelerle kim ispatlayabilir?
13- Emperyalizmin Türkiye’deki
cahş’ları (uşakları) Enver, Talat ve Cemal adındaki üç cuntacının isimleri Türkiye’de sokaklara, caddelere
ve meydanlara veriliyor. ıttihat ve Teraqqiciler ve Ermeniler bunları hiç suçlamazken neden başkaları suçlanıyor.
SORU: Bu saptırma üç cuntacının Emperyalizmin cahş’ları (uşakları) olmasıyla alâkalımıdır değil
midir?
14- 1915-16 olayları bir kabilecilik, Nasyonalizm ve ırkçılık sapıklığından beslenmiştir. Ve o da
1900’lü yıllara kadar Ermeniler dâhil tüm Anadolu halkaları tarafından dışlanmıştır.
SORU: Ne oldu da 1900’den sonra yaklaşık 1000 yıllık bir töre bozuldu, Ermeniler dâhil, Süryaniler,
Keldaniler v.s. tüm Anadolu halkları birbirine girdi?
15- Osmanlı’nın yıkılmaya yüz tuttuğunun anlaşılmasından sonra,
önce Yunanlılarla başlatılan Nasyonalist akımlar, daha sonra Balkanların öteki gayrimüslim kavimlerine bulaştırıldı.
Pan-ıslamizm akımları Balkanları barut fıçısına çevirmişken ve daha sonra bu fikir Osmanlı halkları içinde asırlardır,
üstelik de diğer Hıristiyan kavimlerden daha üstün tutularak “kavm-i necip” diye nitelenen hatta hıyanet
etmeyeceklerine güvenilen ve Müslüman halklardan ayrı tutulmayan Ermenilere de 1861’lerden itibaren
bulaştırılmaya başlandı…
SORU: Gerek 1071’de Malazgirt savaşında Bizanslıları yenen Selçuklu sultanı
Alparslan’dan bu yana… Osmanlılar zamanında yaklaşık 850 yıl boyunca hem de güçlü oldukları zamanlarda
Ermenilerle iç içe ve kardeşçe geçinen Anadolu halkları Osmanlının en zayıf zamanında niye onları öldürmeye kalkıştı?
(şimdi bu “kardeşçe” lafına ıslamcılar karşı çıkacak ama…)
16-
ılk olarak 1860’larda Erzurum’da Sansaryan mektebinde başlatılan Ermeni kavmiyetçiliği fikirleri daha
sonra Hınçak (Çan Sesi) ve Daşnaksutyun (Ermeni Vatanperverleri) gibi silahlı mücadele teşkilatlarının başta Rusya çarlığı,
ıngiltere Almanya ve Fransa olmak üzere Osmanlıyla hesaplaşmak isteyen dış güçler eliyle beslendiği ve Ermeni halkını da
Osmanlı’ya karşı ayaklanmaya zorladığı tarih kitaplarında (resmi tarih değil) yazıyor.
SORU: Anadolu halklarından ayrılmak istemeyen Ermeni halkının seçkin aydınlarının Daşnak isimli silahlı gruplarca
etkisiz hale getirildikleri, hatta öldürüldükleri vaki midir?
17- Objektif oldukları tartışmaya açık
olmakla beraber bazı tarihçiler bir katliamdan çok bir mukateleyi (karşılıklı öldürüşmeyi) işaret etmektedir.
SORU: 1915-16… Katliam mı, yoksa mukatele mi?
18- Yakın tarihte Ermenistan ile
Azerbaycan arasında çıkan ve Azerbaycan topraklarının % 25’inin işgaliyle neticelenen savaş esnasında tüm
Emperyalist dünya basınının Ermenileri doğu Hıristiyanlığının kahraman çocukları olarak selamladığı sabittir.
SORU: Bu cümlenin aynısı Emperyalistler tarafından 1900’lü yıllarda söylenmiş mi, söylenmemiş mi?
19-
Hitlerin Yahudilere karşı uyguladığı Pogrom’un, Jenosit uygulamasının sloganı şudur; Hitler diyor ki: Bu gün
Ermenilerin maruz kaldığı olayları konuşan var mı? (Lafa bakın!)
SORU: Bu cümleden Hitler’in
atalarının (yani Emperyalistlerin) zekâsını övdüğü sonucu çıkıyor mu çıkmıyor mu?
20-
Fransa ile Türkiye arasında 35 yılı aşkın bir zamandır Marsilya’da dikilen bir Ermeni anıtı yüzünden gerilim söz
konusudur.
SORU: Türkiye’nin bu kadar tahammülsüzlüğü suçluluk duygusundan mı
kaynaklanıyor?
21- Özür dilemekle bu iş bitecek mi? Türkiye Cumhuriyeti doğum günü itibariyle (1923) ilgili olmadığı
bu olayları kabullenmesi halinde bunun neticesi sadece bir özür dileme mi olacak? Yoksa fatura olarak çok ağır bir
tazminat cezası mı ödettirilecektir.
SORU: Almanya 2. Dünya savaşı sırasında Yahudilere karşı Hitler tarafından yapıldığı ile sürülen
katliamın ve zulümlerin bedeli olarak bu zamana kadar Siyonist ısrail rejimine 640 milyar dolardan fazla bir tazminat
ödemiştir. Özür dilemenin sonucunda Anadolu halkları böyle bir fatura ödeyecek mi?
22-
şimdi CHP adı altında devam eden ıttihat ve Teraqqi cemiyetinin üç cuntacı paşasının Emperyalistlerden aldıkları emir
gereği verdikleri Ermenilerle savaşma kararının hesabı Anadolu halklarından sorulmaktadır.
SORU: ıttihat ve Teraqqi’nin çömezi ve devamı olan CHP ile Ermeni kardeşlerimin ilişkisi ne
düzeydedir?
23- 93 harbi diye bilinen Osmanlı Rus savaşında ıstanbul Ermeni patriğinin Rus orduları başkomutanı
Grandük Nikola’ya biat ettiğini tarih kitapları yazıyor. Keza, Kafkaslardan ta Erzurum’a kadar ilerleyen
Rus kuvvetlerinin en seçkin komutanı General Melikoff’un Ermeni olduğu (ki bu sorun değil) ama aynı şahsın gönüllü
Ermeni taburları oluşturup Anadolu halklarını rahatsız ettiği tarih kitaplarında yazıyor.
SORU: Ermeni taburlarının gönüllü askerlerinin çoğunu 1900’lü yılların Van ve Erzurum kökenli Ermenileri mi
oluşturuyordu?
24- Bu satırların sahibi yıllar önce halen dostluk ettiği bir Ermeni aydını ile bu konuyu tartışmıştı.
Ermeni aydını “Ah o Enver paşa yok mu, o Enver paşa, bütün suç ondaydı,” demişti.
SORU: şimdiki Ermeniler Enver paşa hakkında ne düşünüyor?
25- 1915-16’dan önce Anadolu
halklarının Emperyalistlerce maruz bırakıldıkları acılar hatırlanmıyor da, sadece bizim de içimizde bir yara olan Ermeni
olayları hatırlanıyor.
SORU: En basiti, kardeş olan Anadolu halklarıyla, Arap asıllı Yemenlilerin arasında Emperyalistlerce
tezgâhlanan acı hatıra neden gündeme getirilmiyor?
26- 1900’lerin başında, yani yüz yıl önce, o sıralarda, Osmanlının
Merkez Bankası durumunda olan Osmanlı Bankası, Ermeni militanlar tarafından ıstanbul’un ortasında güpegündüz
soyulabiliyor ve arkasındanda Sultan Abdulhamid’e Yıldız camiindeki cuma selamlığında Ermeni militanı Joris
liderliğinde bir grup aracılığıyla bomba atılabiliyordu. ılginçtir, olaydan sonra despot diye bilinen Abdulhamid’e,
Emperyalist ideolog şairi Tevfik Fikret, bir tavşan kadar ürkek olmasına rağmen şu şiiri
yazabilmişti;
Ey şanlı avcı tuzağını beyhude kurmadın,
Amma, fakat, yazık ki, yazıklar ki
vurmadın…
(Bir Anlık Gecikme isimli şiir.)
SORU: Bu olay halkları birbirine düşüren
1915-16 olaylarından kaç sene önce cereyan etmişti?
27- Lübnan ve Suriye’deki okullarda bile derslerin Türkçe
okutulması gerektiği düşüncesini ortaya atanlar; yani ıttihat ve Teraqqi şefleri idi. Onların fikir babası da Ziya
Gökalp’tı. O ise, sosyoloji ilmi adına Emile Durkheime isimli bir Fransız Siyonistinden ders
alıyordu.
SORU: ıttihat ve Teraqqi’yi, Ziya Gökalp’i, Emile
Durkheime’i (Yani cümleten Emperyalizmi ve onun cahş’larını (uşaklarını) anmadan bu olayları tartışmak
mümkün mü?)
28- Cuntacı Sadrazam Talat paşa 1915 tarihinde Ermenilerin tehciri için emir vermişti. O tarihte
yaşanan büyük faciaların yanı sıra, asırlarca birlikte yaşamış olan halkların birbirlerine hıyanet ettiğini gören Anadolu
halkları kontrolsüz bir tepki vermişti. Bunu itiraf ediyoruz.
SORU: Zaplayıp, bir kanaldaki savaş
filmini açan kumanda mı suçludur, o kumandaya basan el mi suçludur? Gerçek şu ki asıl suçlu, Anadolu’nun
Müslüman halklarıyla Hıristiyan Ermenileri tarihteki o duygu kırılması ânında bir savaşa zorlayan Emperyalist
entrikacılardır. Onların entrikaları olmasaydı asırlarca kardeşçe yaşamış olan halklar birbirine öylesine düşman olmazdı.
Olamazdı. O halde söz konusu hadiseler ancak, Emperyalistlerin halkları, ulus devlet kurma fikrine sevk
etmesiyle… Sonucunda ancak, halkların kontrol dışı ve derin bir hayal kırıklığının sert bir tepkisiyle izah
edilebilir.
29- 1915’ten çok önce (1903 yılında) Trabzon limanına kaçak olarak demirlemiş ıngiliz
bandıralı bir gemiden sandıklar dolusu silah indirilip Erzurum’a gönderildi. Ve bu istihbarat meşhur Yıldız
teşkilatının imzasıyla belgelenip ıngiliz büyükelçisinin utanmaz yüzüne tükürük gibi fırlatıldı.
SORU: O silahlar kime gönderildi ve o silahlar keklik avlamak için gönderilmiş av tüfekleri
miydi?
Daha yazacaktım ama yeter kardeşlerim.
Bu soruların cevaplarından çıkan Emperyalizm kokusundan burnumun direkleri kırıldı. Gelin
bu işin hesabını birbirimizden değil, bu yarayı hâlâ kaşıyan Emperyalistlerden soralım. Biz dün olduğu gibi bu gün de
kardeşiz ve Emperyalist köpekler (mesela ıngilizler) ne yaparsa yapsın kardeş olarak kalacağız.
şimdi;
Tekrar ediyorum;
Ben özür diliyorum; ama şunu biliyorum ki suçlu olanlar benim dedelerim değil, Emperyalist
entrikacılardır! Fakat onlardan özür beklemiyorum!
Ben sormasam da benim oğlum ve
Agop’un oğlu Emperyalist itlerden hesap soracak.
Hadi
sağlıcakla…
Not: Yazılarımı yoruma kapatıyorum. Ama sorusu olanlara açık kapı
bırakıyorum. Sorusu olan Ermeniler dâhil, Anadolu halklarının tüm çocukları sorularını editörüme bir mail ile atsınlar. O
bana ulaştırır, ben belgelerini scan eder gönderirim. şundan emin olmanızı isterim ki; size Mim Kemal Öke gibi tarihçilerin
kitaplarından referans göstermeyeceğim…
