Güneyin şanssız Çocukları
2009-03-05
"Bir tek çocuğun hayatını kurtarabileceğimi bilsem; Vatanımdan, bayrağımdan, dinimden, ırkımdan
vazgeçerim."
Ahmet Altan
Çocuklarımız onlar canımız, belki de canımızdan öte en çok
sevdiklerimizdir. Onlar bizim geleceklerimiz. Yetiştirebilirsek dünyaya gelecek için bırakacağımız en önemli mirasımız
olacaklardır. Onlara ne kadar yatırım yapsak belki az gelir. Çocuklarımıza fakirlik geçim derdi gibi sorunlarımızdan dolayı
yeterince ilgilenemediğimiz bir gerçekliktir. Mutlu bir çocukluk yaşayacakları bir ortam bırakamadığımız ortadadır. Çünkü
bizde Çocuk‘ça koşup eğlenecekleri heyecanlı oyunlar oynayacakları ne alanlar vardır, ne de
imkânlar...
Onlarla yeterince ilgilenemediğimiz için
başarısız, hırçın ve suça itilmiş olurlar. Onlar bir melek gibi saf ve masum iken duyarsızlık anlayamama nedeni ile ahlak
kuraları ve yasaları çiğneyerek bir suç makinesine dönüşebiliyor. Suça itilmiş bu çocukları anlamak yerine onları toplumdan
soyutlayarak onları kaderlerine terk etmiş olmak hiçbir sorunu çözmediği gibi toplumda bir tehdit olarak yerini
almaktadır. Oysa onların çocukluk yılarında ne güzel hayalleri vardı. Okumak adam olmak istiyorlardı. Herkes gibi doktor
öğretmen olmak istiyorlardı. Ailesine toplumuna bir şeyler vermek istiyordu. Ama beli ki olmamıştı kader onlara tersini
nasip etmişti. Yanlış arkadaşlıklar fakirlik onların kaderi olmuş buralara itmişti. Onlara yardım elini uzatan ne kurum nede
eğitimli bir toplum vardı.
Birde bu bölgede silah
sesleri ile uyanan, yirmi yıldır süren çatışmalı ortamda yaşayan çocuklarımız vardır. Onlar ciddi bir psikolojik tehdit
karşısında bulunmaktadırlar. Bu çatışmalı ortamın bıraktığı ekonomik yetersizlik fakirlik işsizlik çocukları olumsuz etkilediği
ortadadır. Boşaltılan köylerden şehir varoşlarına sığınan insanlarımızın trajedisi hala yürek dağlıyor. Gösterilere katıldı
diye ağır ceza alarak yaşamdan kopan çocuklarımız. Çatışmalarda vuruldu denilen hala mahkemesi süren çocuk yaştaki
insanın bedeni bu trajediye şahitlik yapıyor. Çocuklarımız ne yazık ki çocukluklarını yaşı yamaktadırlar. Kimisi kader
mahkûmu, Kimisi Tarımın ağır işçileriydi. Onların bu durumu bu çocukların eziklik duygusu onu diğer arkadaşlarından beli ki
uzaklaşmaktadır.
Sosyolog Mehmet
Bedirhanoğlu"nun, Güneydoğu Anadolu Bölgesi"nde “suç ve çocuk” ilişkisi ile diğer bağlantılarını irdelediği
araştırması çocukların bu bölgede ne kadar zor koşullarda büyüdüğünü gösteriyor.
Araştırmaya katılan çocukların hiçbirinin evlerinin
yakınlarında çocuk oyun alanlarının bulunmaması da bir başka ayrıntı. Yapılan görüşmeler sırasında katılımcı ailelerin
çoğunun evinde herhangi bir oyuncak görülmediği araştırmada ifade ediliyor. Görüşülen çocukların sadece yüzde 36"sı
eğitime devam ederken yüzde 38"i beden işçisi olarak çalışıyor. Bunda ailelerin yoksul olması önemli bir etken. Çalıştırılan
çocuklar oyun oynamaya neredeyse hiç zaman bulamıyor.
Aile içi ilişkilerin niteliğiyle babanın iş durumu arasında
ciddi bir bağ bulundu. Görüşülen çocukların ailelerinde erkeğin işsizlik oranı Türkiye ortalamasının iki katıydı. Annelerin
yüzde 69"u okur-yazar değilken yüzde 78"i herhangi bir eğitim kurumuna gitmemişti. Babaların da yüzde 23"ü okur-yazar
değilken yüzde beşi de üniversite mezunuydu.
Bu anketler bölgemizin çocuklarının ne kadar riskli bir yaşam
sürdürdüklerini ortaya koyuyor.
Unutmayalım onlar daha çocuk onları anlamak zorundayız. Görevimiz onları topluma kazandırmak
olmalıdır. Onları kazanırsak ancak geleceğe güvenli bir toplum bırakırız.
YORUM EKLEYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
ARKADAŞINA GÖNDERYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
Bu köse yazisi 477 defa okundu.