Kimisi için hayat bir uçurumun kenarında durmaktır.
Kimisi için yağmur tanesidir. Kimisi için bir umut, kimisi için savaş yada barıştır. Bazen de içi bir türlü doldurulamayan
bir boşluk ya da ele avuca sığmayan bir çocuk sevincidir. Bazen gözyaşı bazen sevinç çığlığı bazen de yüreğindeki acıdır.
Koparılmammış bir gül hiç tadılmamış bir çeşit meyvedir. Görülmemiş duyulmamış gizemli bir yerdir. Yağmurun çiselediği
an, karın lapa lapa yağmasıdır. Hüzünlü bir çocuğun gözyaşıdır. Çobanın geceleyin baktığı yıldız, koyunun içtiği yerdeki
sudur. Kağıttır kalemdir. Soğuktan nefretten, acıdan kaçmaktır. Korkudan titremektir. Bazen hüzünlü bir sevdanın
kıyısında durmaktır. Bazen gülün kokusu bülbülün feryadıdır. Yüreğindeki gömülü cesettir. Bir düşten uyanmak gibi bir
şeydir. Bir şiir yazmak yada umut etmektir. Bir şeyi düşünmek düşünürken ürpermektir. Hatıra defterinin arasındaki
gözyaşıdır. Çocukluğundaki yaradır. Kan kokusu, silahın namlusu, namusun fişengi, onurun savaşıdır. Annenin figanı,
kardeşin hüznü, babanın onurlu duruşu sevgilinin gözlerindeki
ışıltıdır……………….
Peki bizim
için hayat nedir? Bunların hepsi mi, yada hiç birimi? Hayat diye adlandırdığımız, tattığımız, gördüğümüz, içinde
olduğumuz, yaşamımızı sürdürdüğümüz hayat, bizim için nedir nasıl bir şey bu güzel mi çirkin mi?
Çocukluğumuzda başlayıp gençliğimizde şiddetlenen, ihtiyarlığımızda onurlu bir anı olan savaş mı?
Bir yerden bir yere gitmek mi? Terk ettiğimiz vatanımız mı? Gerçeklere gözünü kapatmak mı? Çocukken ağladığımızda
annemizin bizi asker korkusuyla uyutması mı? Yada ağabeylerimizin annelerin bağrını terk edip dağların bağrına sığması
mıdır? Büyüklerimizin keskin fikirleri yüzünden keskin kılıçlardan geçirilmesi mi? Dereleri kana bulayıp adını KASAP
DERESı yapan iktidar cuntasının seçim meydanlarında bize yutturduklar koca koca yalanlar mı? Yada çete kurup halkı
bombalayan subaylara “ iyi çocuktur” diyen paşaların kıçının altındaki taht mı? “Bu ülkeyi sev
yada çek git “ diye şarkı yapıp ortada dalkavukluk yapan sözde sanatçıların şarkıları mı? “Devlet yap dedi
bende yaptım.” Diye ahkam kesen onursuz siyasetçilerin ütopyaları mı? Kalemini başkaların uşağı yapan sözüm
ona yazarların yazdığı kitaplar mı? Üç satır yazı yazıp üç fikir üreten aydınları üç kuruşa satan sözüm ona bilge
kişilerin sözleri mi? Büyük güçlerin büyük hesapları için yaptıkları büyük savaşın ortasında kalan büyük yürekli çocuğun
gözyaşları mı? Ahlaksızlığı kendine meslek edinen, kadını şehvetle aynı seviyeye indiren çirkin insanların kurduğu dünya
mı? On iki yaşındaki çocuğun vücuduna on üç kurşun sıkan zihniyetin sözde korumaya çalıştığı hayat mı?
“DÜşÜNMEZSENıZ YOKTUR.” Diyen bize düşünmeyi unutturup düşünmemeyi öğütleyen başbakanın
vaatleri mi?.................
Peki hangisi bunarlın bizim hayatımız? Hangisi
bizi ifade ediyor? Bunların hepsimi yada hiç birimi?
Herkes bizim hayatımız
için bir şeyler söyledi. Kimliksiz bir hayatı hangi karelere sığdırabilirsiniz ki. Bizim için gerçek hayat ancak hayallerde
mevcuttur. Hayatındaki kirliliği ve bulanıklığı gören herkes için hayat umutlarda gizlidir. şimdi ise konuşma sırası bizde
hayatımızı kendimiz belirleyeceğiz. Fikirlerimizle, buluşlarımızla, aklımızla hayat nedir sorusuna onurlu bir cevap
arayacağız. Kendimizi hayatın kalbine yerleştireceğiz. Hayat durduğunda ona müdahale edebilelim diye.
Kendi ihtimalimizi kendimiz yapacağız. Beraber hep birlikte yılmadan düşmeden ve
korkmadan.
YORUM EKLEYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
ARKADAŞINA GÖNDERYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
Bu köse yazisi 1522 defa okundu.