Kayıkçı Kavgası
10 Nisan 2010
Yolcu taşıyan kayıkçılar kayıklarını genellikle rıhtımlara yanaştırır ve denizin çok dalgalı olduğu günler bile bağlamadan, kanca ile iskele tutmayı tercih ederler. Öyle ki, kayıklar etkili dalgaların indirip kaldırması ile rıhtımın hizasına kadar yükselir ardından 1-1,5 metre aşağı düşer yine de kancalardan vazgeçilmez. Çünkü bir yolcu gelirse diğerlerine kaptırmamak için acilen kapıp kaçmak lazımdı. Bu olmadığı takdirde bir " Kayıkçı Kavgası " nın başlaması kaçınılmaz olurdu.
En gürültülü Kayıkçı Kavgası rıhtımda birbirinden uzak yere kanca atmış kayıkçılar arasında olurdu. Mesafenin uzaklığı nedeniyle kavga edenler birbirlerini duysun diye haykırışların volümü sonuna kadar açılınca sahildeki ilgili, ilgisiz insanlar da bu kavgaya tanık olurlardı. Kavgaya tutuşan kayıkçılar hiç bir şekilde birbirlerine fiilen zarar veremezlerdi. Çünkü her ikiside rıhtımda kanca tutmakta olup aralarında da deniz olurdu. Öyle ya, kayıkçılar kendilerini denize atıp yüzerek kavga ettikleri hasımlarının kayığına gidip yumruklaşacak değillerdi.
Kayıkçı Kavgasını çenesi en kuvvetli olan, bıkmak usanmak bilmeden bağırarak laf sıralayan kayıkçı kazanırdı ki, bu da diğerinin pes edip susmasıyla belirlenirdi.
Şimdilerde, kavgaya tutuşan kişilerin sadece birbirlerine bağırması, sövmesi ile süren ve sonuçlanan, içinde en çok " Tutmayın lan beni " nidalarının bulunduğu kavgalar için " Boşver ya, ciddiye almayın, yaptıkları sadece Kayıkçı Kavgası " denir.
Bizim memleketin siyasetçileri hiç bir sorunun çözümünde samimi değiller.
Yukardaki örnekten hareketle kayıkçı kavgası yapıyorlar...
Bol laf, bol sataşma, bol gırgır, bol şamata yapıyorlar...
Ülkenin en önemli sorunu olan ve yıllardır bu memleketin gencecik fidanlarını toprağa düşüren Kürt sorununda bile kayıkçı kavgası yapıp, sorunun çözümünden çok uzaktalar...
En güncel tartışma konusu olarak önümüzde duran anayasa değişikliği mevzusunda bile alabildiğine,en şiddetli kayıkçı kavgasına şahit oluyoruz.
AKP, CHP, MHP, BDP halkın kendilerine vermiş olduğu kayığı sağ, salim kıyıya ulaştırma çabası içinde olacaklarına, kayığı alabora etmek için olağanüstü bir çaba içindeler...
AKP, CHP, MHP'nin anayasa değişikliği konusundaki, ciddiyetten uzak kayıkçı kavgalarını ibretle izlerken, hemen onun üstüne komik bir o kadar da düzeyi düşük bir diğer kayıkçı kavgasını BDP'li Hasip Kaplan'la, AKP'li Kürşat Tüzmen arasında izledik.
Ben Hasip Kaplan olsam hiç bir şekilde bu düzeysiz tartışmaya dahil olmaz, cebimden kimliğimi çıkarma ihtiyacı duymazdım.
Hani kayıkçı kavgasının en büyük özelliğidir ya, kim sesini daha fazla yükseltirse o galip gelecek ya.
Bu mealde,Başbakan hep galip.
Sesinin sürekli kısık olması münasebetiyle Bahçeli hep mağlup.
Gür sesli Hasip Kaplan söylediklerini zaman zaman toparlayamasa da, hep galip.
Bizim akil, ama mütevazi sesli siyaset yasaklı Ahmet Türk hep mağlup.
Tüm zamanların en yakışıklı ama bir türlü sosyal demokrat olmayı beceremeyen siyasetçisi Deniz Baykal bazen mağlup, bazen galip.
Adı üstünde kayıkçı kavgası.
Bundan kimseye hayır yok.
Ama bu kavgaya devamda kararlılık var.
İyi o zaman.
İyi kavgalar...
Bize de iyi seyirler...
YORUM EKLEYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
ARKADAŞINA GÖNDERYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
Bu köse yazisi 985 defa okundu.