Kürt Sorunu Ateşten Gömlek
2009-05-11
Birbiri ardına gelen felaket haberlerine karşın, Kürt sorununda, çözüme
gidileceğine ilişkin umutlu olmamızı gerektirecek demeçler ve gelişmeler üst üste yaşanıyor.
Ta aylar önce
"
Kürt sorununda uzatmalar oynanıyor" demiştim. Bu sitedeki bir
yazımda.
Hasan Cemal'in, Karayılan röportajı ve hemen ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın "
Kürt sorunu ülkemizin bir numaralı sorunudur. Çözüm için herkesin katkısı lazım"
açıklaması, hepimizi heyecanlandırdı. Umutlandırdı.
Kürt sorunu ateşten bir gömlek, sorunun barışçıl
çözümünden yana olan herkesi bu sorun feci halde yakıyor.1984'ten beridir çok sayıda insanın canını alan, evsiz, yurtsuz
bırakan meselenin, demokratik bir şekilde çözülmesini isteyen herkese '
düşman' gözüyle bakılıyor. Kürt sorununun yaratmış olduğu devasa rant alanı terk edilmek istenmiyor.
Meselenin kan dökülmeden çözümünden yana olan üst düzey siyasetçilerin başına mutlaka bir '
bela' geliyor. Bu bazen bir trafik kazası oluyor, bazen kalp krizi, bazen de "
Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır'dan geçecek" diyen, eski Başbakan Mesut Yılmaz'ın
siyaset sahnesinden silinmesi olabiliyor. Bu iyi gören zeki siyasetçiler de, kalp krizi geçirmemek veya siyaset sahnesinden
silinmemek için çoğu zaman bu ateşten gömleği giymiyorlar, ellerini taşın altına koymuyorlar.
Sayın
Cumhurbaşkanımız bu cesurca açıklamanın arkasında durursa, Kürt sorununun çözümü konusunda iklim oldukça müsait.
Hepimiz bu ülkede yaşayan, duyarlı yurttaşlar olarak, Cumhurbaşkanımıza destek sunmalıyız.
Hasan Cemal'in, Karayılan röportajı çok öğreticiydi. Murat Karayılan'ın söylemleri üzerinden soruna
bakarsak ortada çözülmeyecek bir sorun yok gibi. "
Bağımsızlıktan vazgeçtik, bu artık
bizim için ilkesel bir karardır, üniter devlet yapısına bir itirazımız yok" ve yine Delil Karakoçan'ın "
neden değişildiğini kabul etmiyorsunuz" sözleri barış için bir şans olabilir.
Ama deyim yerindeyse, "
daha bu hamur çok su kaldırır." Bugünden,
yarına hemen hal olabilecek bir problem değil Kürt meselesi, sorunun çözümü konusunda eğer bir karar varsa, bilin ki bu
süreç çok provakatif gelişmelere sahne olacaktır. Bunu önlemenin yolu Kürt sorununun çözümü noktasındaki bütün
gelişmelerin toplumun önünde açıkça tartışılmasıdır. Örneğin varsa Başkan Obama'nın bir yol haritası bu gizli
tutulmamalıdır. Diğer türlü '
bu yaranın kaşıyanı' çok olur. Bütün görüşmeler
kamuoyunun gözleri önünde cereyan etmelidir. Karanlık odakların çözümsüzlük çabaları ancak bu şekilde boşa
çıkarılır.
Yine DTP'ye büyük sorumluluk ve görevler düşmektedir.DTP'nin, TBMM Grubu olarak,
meselenin çözümü noktasında insiyatif alabilecek,çözüm konusunda büyük katkılar sunabilecek değerli bir yapısı var.
Tanıdıklarım kadarıyla, Sayın Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Selahattin Demirtaş, Hasip Kaplan, Akın Birdal bu sürecin
başarılı aktivistleri olabilirler. Olmalıdırlar.
Ve yine DTP, bütün yapılarını, yereldekiler de dahil
olmak üzere barış sürecinin ihtiyaçlarına bianen yeniden şekillendirmelidir. Bence bu en acil yapılması gereken işlerden
biridir.Bütün bunların yanısıra sürecin daha da olgunlaşması açısından DTP kendi içinde ortak bir dil oluşturmalı. Sürece
ilişkin bir sözcü belirlenmeli, partilerinin görüşlerini bu sözcü vasıtasıyla resmi olarak dile getirilmelidirler.
Evet
bana, sana,AKP'ye,CHP'ye, MHP'ye, DTP'ye velhasıl-ı kelam hepimize bu süreçte görev düşüyor. 30 yıllık kanlı
dönemin barışa evrilmesinde hepimizin yapabileceği bir şeyleri vardır.Olmalıdır.
Bende burdan Sayın
Cumhurbaşkanımızın "
çözüm için herkesin katkısı lazım" çağrısına cevap
veriyorum.
Katkıya hazırım.
Yeter ki,sizler "
Ya Allah" deyip,
ilk adımı atın.
YORUM EKLEYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
ARKADAŞINA GÖNDERYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
Bu köse yazisi 1687 defa okundu.