Mazi ve kendini yaratan umut
2009-06-04
Kürt sorununun nasıl çözüleceği gündemin baş sıralarına oturmuşken,
“Batı yakası”nda da önemli gelişmeler yaşanıyor. Kamuoyunda “çatı partisi” olarak
bilinen, tüm demokratik kesimlerin bir araya gelişini ve ortak bir mücadele hattının örülmesini hedefleyen çalışma
şimdilerde illere yayılıyor.
Biraz da gözlerden uzak ve kendi halinde akan –ki şimdilik
böyle olmasında fayda var- bu çalışma, ıstanbul’un yanı sıra Ankara, ızmir, Mersin, Denizli, Samsun, Antakya
gibi illerde de geçici koordinasyonlar oluşturarak yoluna devam ediyor. Haziran ayının son haftasında yapılması hedeflenen
Türkiye toplantısına kadar sözünü ettiğimiz il toplantıları sürecek. Haziran’da kuruluşun ilk adımlarıyla birlikte,
program, tüzük tartışmaları ve organlaşmalar da daha net bir çerçeveye oturmuş olacak. şimdilik hem tartışmalar hem de
çalışmalar iç içe bir dinamizm yaratarak boyut kazanıyor.
Türkiye’nin gerçeğini ifade
eden doğru bir program ve “basit” bir araçla, doğru “işler” yapılabileceğini görmeye ve
göstermeye ihtiyacımız var. “ış” yürüdükçe, “gelenek” diye sahiplene geldiğimiz, ancak
enerjimizin tümünü soğuran soyut tartışmaların bir kenarda kaldığını, kafaların hayatın önümüze çıkardığı
“gerçek” sorunlar ve çözüm yolları üzerine yoğunlaşmaya başladığını, aslında “iş”in kendi
gündemini yarattığını görüyoruz. Ki Anadolu’nun da gerçek anlamda ihtiyacı ve talebi bu. Boyumuzu şimdilik aşan
pek çok ertelenemez sorun karşısında alışılageldik tartışma ve “uzlaşmama” üzerine kurulu gelenek
aşılıyor. “ış” yapanlar, “işini iyi yapanlar” kolaylıkla bir araya geliyor.
“Yol” belli oldukça “yol-daşlık” kültürü ve güveni gelişiyor.
“Yol”u daha görünür kılacak ve ışık tutacak fenerler olan teorik tartışmalar ve bulgular
kuşkusuz hepimizin önünü açıyor. Ayaklarımızı yere daha sağlam basmamızı, neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamamızı ve
nefesimizi ona göre ayarlamamızı sağlıyor. Teori böylesine gerekli ve başat durumda. Ancak “kervan yolda düzülür
diye bir deyim de var ki, doğruluk payı yüksek. Yürünmeye başlanıldığında ve hesap kitap yapılmaksızın emek verildiğinde
birer kutsal ayet olarak başımızın üzerine koyduğumuz tozlu kalıplar hayatın yakıcı ışıkları altında, yerini daha basit, ama
daha heyecan verici doğrulara bırakıyor ki bunlar da bize aittir.
Bu süreç kendimizi yeniden
kurma sürecidir. Teorik ve pratik anlamda yenilenme ve yeniden “bismillah” deme sürecidir. ızlediğimiz,
geçmişe kapandığımız, küstüğümüz, beklediğimiz yeter. Kendimize ve 30 yıllık “darbe” sonrası sürece
yeter deme zamanıdır. “Sol” olarak ve Türkiye’nin batı yakası demokratik güçleri ve bireyleri
olarak, teorik ve pratik edilgenlikten, muğlaklıktan, gelişmelerin peşinden sürüklenmekten usandık. Kendimizi yeniden
kurarak, “buluşmama” üzerinden değil de “buluşma” üzerinden, “ayrışma”
üzerinden değil de “bir aradalık” üzerinden, “uzlaşmama” üzerinden değil de
“uzlaşma” üzerinden hayatı ve politikayı göğüslemenin zamanı. Anadolu neredeyse
“mazi”yle yaşıyor, gidildiğinde çok net görülebilen bir gerçeklik bu. Biz de “mazi”yle
yaşıyoruz. Geleceğe dair yeni projelere, yeni bir soluğa ve birlikte olmaya ihtiyacımız var.
Samsun’da sonuç bildirgesi okunurken alkışlayan insanlarımızın söylemek istediği bu...
YORUM EKLEYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
ARKADAŞINA GÖNDERYorumlarınız bizim için değerlidir. Siz de bu yazı ile ilgili yorumunuzu yazın!
Bu köse yazisi 253 defa okundu.