![]() Siirt Haberleri Siirtçede | |||||||||||||||||||||||||
Yorumlama fonksiyonu sadece yazı ile ilgili görüşlerinizi açıklamayabilmeniz içindir. Yazı ile alakasız ve yazarı konu alan, olumlu ya da olumsuz yorumlar onaylanmayacaktır.Onaylanmış Yorumlar(Not: Yazdığınız yorumlar yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra yayına girer)
| |||||||||||||||||||||||||
Nush ıle Uslanmama Hakkı
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.
Bu mısralar Ziya Paşa’ya aittir. Ziya Paşa divan edebiyatının en kıvrak zekâlı şairlerinden biridir. Taşlamaları mükemmeldir. Zaten Paşa taşlama ustası olmasa, bu dalda isim yapmasa, nasihatle ilgili mısralarına cevap verecek çağdaşı nice kalem erbabı vardır. Bu yüzden Ziya Paşa yanlış bile demişse kimse ona muhalefet etmemiştir. Anlayacağınız eleştiri almamış olması bu mısraların doğruluğuna ölçü değildir.
Aslında “Nasihat ile uslanmayanın hakkı kötektir” anlamındaki mısralardan sonra hayatımın edepsizliğini yapıp bir dizeyle şaire ben bile ayar verecektim ki, hâşâ! Çünkü söz konusu Ziya Paşa!
Geçelim.
Efendim, mevcut tüm ıncil yazmaları arasında sadece Barnabas ıncilinde geçen bir ayetle konumuza başlayalım;
Allah ısa peygambere şöyle buyurur; “Ey ısa, nefsine nasihat et. Eğer nefsin nasihati kabul ederse kullarıma da nasihat et. Yok, eğer nefsin nasihati kabul etmiyorsa Allah’tan utan! (Kullarımı rahat bırak!)”
(Barnabas ıncili piyasada kolaylıkla bulunabilen bir ıncil değildir. Bu yüzden söz konusu ayetin sıhhatinden şüphe edenler –ki eden var- ımamı Gazali’nin oğluna yazdığı “Ey Oğul” isimli vasiyetnameye de bakabilirler. Ayet orada da geçer. Piyasa adı Eyyuhel Veled’dir. Siirt’te hatırı sayılır âlimlerden biri olan Molla Feremez’in işlettiği Tillo Kitapevinde bulunabilir. Ama Arapça’dır. Arapça bilmeyenlere söz konusu âlim yardımcı olabilir.)
Geçelim.
Gelelim söz konusu ıncil ayetine. ısa peygamberin zellesiz (Türkçe karşılığı hata, sürçme) tek peygamber olduğu Muhammed peygamberin şahadetiyle sabittir. Buna rağmen Allah, ısa peygambere bile nefsini ıslah etmemişse, kullarına nasihat etme hakkı vermemişken bu hakkı kime vermiş olabilir ki?
Ama acı bir gerçektir ki biz hatalı kullar bu hakkı kendimizde bulmaktayız. Hem de tepeden tırnağa çamura, kire, pisliğe battığımız halde!
Yanlış anlaşılmasın. Nasihatin gerekliliğini inkâr ediyor değiliz. Ama nasihatle ilgili ezberimizi bozan bir bilge vardır ki anmamak nankörlük olur.
ımamı Ali’nin torunu ımamı Cafer öğrencilerine şöyle bir tavsiyede bulunur; “ınsanlara nasihat edin, ama onlara nasihat ederken en az kullandığınız bu olsun,” der, dilini göstererek.
Yani der ki, insanlara davranışlarınızla nasihat edin, dilinizle değil! Siz kendinizi anlatmayı bırakın; sizi davranışlarınız anlatsın.
ınsanlara doğruyu öğretmek herkesin yapabileceği bir iştir. Ama asıl zor olan onu yaşayarak göstermektir. Göz kulaktan daha iyi bir öğrencidir. ınsanlar duyduklarından çok, gördüklerini hayata geçirebilirler. Hal ile şahit olmak, lâfzen şahit olmaktan etkilidir.
Yine ısa peygamberin öğretisine yani Hıristiyanlığın kutsal metinlerine geçelim. Kelimesi kelimesine; “Başkalarını arındırmadan önce insan kendisini arındırmalıdır; eğitmeden önce eğitim almalıdır; aydınlatmak için ışık olmalıdır, başkalarını Tanrı’ya yaklaştırmak için önce kendi Tanrı’ya yaklaşmalıdır, kutsallaştırmadan önce kendi kutsallaşmalıdır, aklıyla nasihat etmelidir.” (12/71)
Kuran’a geçelim mi?
“Ey iman edenler. Yapmadığınız şeyleri neden söylüyorsunuz?” (Saf suresi 61/2) Maalesef nasihat edenlerin çoğu bu durumdadır.
Hadi şimdi de Museviliğe geçelim; Museviliğin kırk kutsal kitabından birinin adı Mezmurlar’dır. Genellikle ilahi ve dualardan oluşur. Bu kitap Yahudiler tarafından ağlama duvarının önünde hacı yatmaz modunda sağa sola sallanıp salya sümük zırlayarak okunur. Bir bölümü aynen şöyledir;
“Susun! Artık susun, bundan böyle konuşmayın. Siz yapmadıklarınızı nasihat eden bir topluluksunuz!” (Mezmurlar/213)
Hadi biraz da uzaklara gidelim; Hintlilerin ünlü ve kutsal Ramayana destanından;
Destanın başkahramanı Rama, öküzlük edip yüzlerce kadınla beraber olduktan sonra karısı Sita’nın iffetinden şüphe eder. Burada hikâye başlar. Rama eşi Sita’nın doğurduğu çocukları reddeder. Ama çocuklar 24.000 beyitlik Ramayana destanını ezbere okumaya başlar. ılk okudukları beyitse ortalardan bir mısradır; “Sen masumsan şita’da masumdur. şita suçluysa sen misliyle suçlusun! Yaptığın şeyi neden yasaklıyorsun?”
Üf be, fazla uzadı.
Söz fazla uzayınca gerçek gizli kalır diyor ımamı Ali. Uzatmayalım. Uzatmayalım ama Allah’ın o yaman kulu Malcolm X’in sözünü aktarıp bağlayalım; Diyor ki: “En iyi nasihat güzel örnek olmaktır.”
şahsım adına söyleyeyim, nasihatten zerre hazzetmem. Duymak istemem. Nasihat bence, kendini daha akıllı, daha zeki, daha donanımlı, daha aklı erer hissetme halidir. Bir nevi üstünlük taslamadır. Boş bir hülyadır. Bu yüzden bilgelikten yoksun lafları imkân yok hazmedemem. Susup ders verenleri izler ibret alırım, bu da bana yeter. Bunca yaşıma rağmen üç beş ders almışlığım yok değil hani. Eee, anca bu kadar. Duyduğum nasihatler mi? Tanıdığım insanların sayısı kadar. Bir kulağımdan girip diğerinden çıkanlar mı? Yine bir o kadar. Zaten nasihat en kolay verilip en zor alınan şey değil mi? Ben Balzac’ın dediği gibi, tazeyken yiyemedikleri ekmeği bana bayat yedirmeye çalışanları reddediyorum. Adam olmama pahasına, kötek yeme pahasına nush ile uslanmama hakkımı kullanıyor, yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum.
Ahanda bu!
şimdi, nasihat kabul etmezsin ama sen kimseye nasihat etmedin mi diye soracaksınız. Hayır deyip Montaigne’den bir söz aktarmakla yetineceğim; “ınsanlara neler yapması gerektiğini söyleyecek kadar saf dilli değilim. Bunu yapan o kadar çok insan var ki!”
Bana neeee! Tabi ya, bana ne!
Hadi ayet yazıp biraz süsleyelim;
“Siz insanlara nasihat ediyor da kendi nefsinizi unutuyor musunuz? (Bakara 2/44)
Son bir ayet daha;
ınsanlara yapmadığınız nasihatlerde bulunmak Allah’ın en çok nefret ettiği şeylerdendir. (Saff 61/3)
Anlayan anladı. Kalın sağlıcakla.
Bu köse yazisi 1055 defa okundu.
Geri Dön: M. Yavuz Arıtürk ] - [ Yazarlar İndeksi ]