Siirt Haberleri Siirtçede

Uğur Özne
Uğur Özne

Teğet geçmeyen şanssızlıklar


2009-01-07


Kapıyı çekip dışarı çıktı.Kapının camından içeriye baktı. Az önce kendisine ait olan ve kapıyı kapatmasıyla artık kendisinin olmayan dükkanın içine baktı.Batmaya yüz tutmuş güneşin yansıdığı camda, tek gözüyle kendi silüetine diğer gözüyle de camın ardına bakıyordu.Terlemiş alnına, esmer yüzüne, seyrelmiş saçına ve çirkin bulduğu yağlanmış burnuna bakıyordu.Gözlerine ise bakmaya korkuyordu. Ne vardı acaba gözlerinde? Hüzün mü ? ısyan mı ? Kadere mi küfrediyordu o gözler ? Herkesin gördüğü o gözlere, kendi bakamıyordu. Tıpkı kendi elleriyle yarattığı varlıklara dokunamayan Tanrı gibi... Sadece içeriye bakıyordu şimdi. Biraz önce, son kez okşar gibi temizlediği yerlere, üzerinde defalarca yemeğini yediği, çayını içtiği, tütününü tüttürdüğü masalara, oturup kitap okuduğu, saz çaldığı, yazılarını yazdığı, dostlarıyla sohbet ettiği sandalyelere, dolaplara, duvarlara, duvarda asılı olan ve üzerinde Arapça bir ayetin nakşedildiği tabloya, her köşesinde bir anısı bulunan bu yere uzun-uzun bakıyordu. Bir an kendini bir hırsız gibi düşündü, artık kendisine ait olmayan bu mekana bakmaya hakkı yoktu belki de.Hakkı yoktu eski anılarına hayat vermeye. Düşünemeyen bu varlıklar, yeni anılar verecekleri insanları bekleyerek başlarını öne eğmişken, hakkı yoktu bu varlıklarla geçmişten dem vurmaya... Sazını sağ omzuna astı, içinde ağır bir şey bulunan çantasını sol omzuna ve birkaç kitap bulunan poşeti de sağ eline alarak, başladı yürümeye.Görmezden geldi birkaç tanıdığını, ortak etmek istemedi onları derdine.”Yalnızlığına sığın dostum! Büyük adamların tantanası karşısında afallamış olarak görüyorum seni, ve küçük adamların iğneleriyle sokulmuş” (Nietzsche / Böyle Buyurdu Zerdüşt’ten bir bölüm) dedi içinden. Yalnızlığına sığınma vaktiydi, inzivaya çekilme vakti ! Gerek yoktu bu küçük insanları görmeye, kendilerini görsen iğnelerini görmemezlikten gelmen lazım.Otobüs durağına kadar düşünceler içinde yürüdü.Durağa vardığında yükünü yere bırakıp kadim dostu, tütüne sarıldı.Tütünü bitene kadar, otobüsün gelmemesini umarak, beyninin en kuytu sokaklarına ulaştırmaya çalışırcasına, derin derin çekiyordu zehirli dumanı içine.

Eve vardığında Goethe’nin insanları gözyaşları içinde bırakan ve ‘dünyanın en güzel aşk romanı’ ünvanına sahip ‘Genç Werter’in Acıları’ isimli kitabı okumaya başladı ve gece yarısı kitabı bitirdi. “Bu mu insanları ağlatıyor? Bu mu genç aşıkları intihara sürükleyen ve ikinci baskısının kapağına ‘ben yaptım, siz yapmayın’ yazısının eklendiği kitap ?” diye düşündü. “Ey Werter sen asla sahip olamayacağın bir kadına karşı boş umutlar beslemişsin ve sevdiğin evlendiğinde aşk nöbetlerine giriyorsun, ‘acılarının vadesi’ dolduğunda ise sevdiğinin kocasından ödünç aldığın silahla kendini vuruyorsun. Sen, sahip olabileceğin ve seni seven bir kadının ellerinin arasından kaydığını –alındığını ve belki de gittiğini - görseydin ne yapardın peki?” ıçinden kitap hakkında bu tür analizler yapa – yapa uykuya daldı...

Ben çok değiştim” diyordu sevdiği ona. “Geçen taa uzaklardan beni istemeye geldiler” diyordu ve ona düğün davetiyesini uzatıyordu. Düğün davetiyesinde şu sözler yazıyordu: “Ebedî dostluklar coşkuyla olur.Seni yanan evimin coşkusunu beraber izlemeye davet ediyorum.” Uyandı uykusundan ve gördüğü rüyayı düşünmeye başladı.Özellikle düğün davetiyesi kafasını çok karıştırdı. Henüz bilimsel açıdan sırrı tam olarak çözülemeyen rüyalar, bilinçdışında birikmiş dağınık düşüncelerin dışavurumu ve beynin arındırılmasıydı. Lakin rüyalarda beynin düşün(e)mediği düşüncelerin açığa çıkması ve yeni düşünceler yaratması çok tuhaftı. “Ebedî dostluklar coşkuyla olur.Seni yanan evimin coşkusunu beraber izlemeye davet ediyorum.” Buna benzer bir sözü daha önce duyduğunu ya da okuduğunu sanmıyordu. “Yanan ev ? Kendi rızası olmadan gerçekleşen evliliğinden mi bahsediyordu? Yoksa kararan hayatından mı ? Yanan evinin kapılarını açarak, sevgimi de evle beraber yakmamı mı istiyorsun? Ve yanan sevgimi(zi)n küllerini görerek ebedî bir dostluğu mu başlatmak istiyorsun ? Kusura kalma sevdiğim borçlu kalamam ! Yanan evinin coşkusuna şahit olmaya karşılık senle bir coşkuyu paylaşacak kadar zengin değilim! Sana, küle dönmüş evimi gösterecek kadar cesur değilim !”


Bu köse yazisi 300 defa okundu.

Yorum Ekle Yorum Ekle | Pdf Formatı Pdf Formatı | Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


Geri Dön: Uğur Özne ] - [ Yazarlar İndeksi ]
Yazarın Arşivi
Yaz da duyula Yemen Gazisinin Ahvali
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Axx Kezep, Beni Verdiler, Gittim
Kara Kız Meyro
Emrin Başım Üstüne Reşo Ağa!
Olaysız Newroz ve Olaylı Amara Yürüyüşü
Bi TRT şeş Versem, Affeder Misin Aşkım?
Xewnên Hatine Dizîn

Yazarın Biyografisi

Onaylanmış Yorumlar

(Not: Yazdığınız yorumlar yöneticiler tarafından onaylandıktan sonra yayına girer)
2010-02-06 16:42:15

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
very nice begendim

2009-08-01 21:35:00

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
keko ne bu yav,yazsana yeni bir yazı

2009-07-13 08:55:17

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
merhabalar, güzel bir yazi ancak ''(Nietzsche / Böyle Buyurdu Zerdüşt’ten bir bölüm) ''gibi dip not cümleler (*) ya da numara konularak aciklanmak üzere sayfanin altina saklanmalidir ki bu yazinin gidisati,hava durumu,sesi vs vs i icin daha makuldur.(Oxir'in sinirlarindan cikip nietzche'nin bostanina daldim misal...) yaziyi noktaladiginiz yer de uykuya dalinip söndürülmesi unutulan isiklar gibi...buarada Werter demisken,kitap Mem Hala Hine tarafindan kürt edebiyatina da kazandirilmistir/okunmali... sevgiler Oxir Bey..

2009-07-10 21:20:59

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
kaleminize sağlık diyor bitiriyorum,çünkü idyecek pek bir şey kalmıyor...

2009-07-10 10:56:57

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
güzllllllllllllll

2009-07-04 08:16:26

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
çocuk güzel yazıyor işte bırakın yazsın aşk yazsın tabi, bu memleket ne hayır gördüki siyasetten

2009-07-03 18:27:19

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
Size on üzerinden bir koca bir bir veriyorum... Kaleminiz utanmasa ağlıyacak nerdeyse.Nedir bu denli sizin kaleminizi ağlatan.Hangi hüzünlü aşk acısı. Hangi töre ve gelenek, yada hangi sonsuza dek atmayacak olan kalp hangisi... Yazınıza 1 koca bir verdik çünkü kaleminiz gülücüklerini gözyaşlarına sığdırmak istemiyor.Gülücüklerini doya doya otuz iki diş birden göstererek gülmek istiyor. Ama şöle bir şeyde var kaleminiz bir kere ağladımı sizin yakında kitabınızın çıkacağına işaret olabilir:) Bırakın kaleminizi özgürce yazsın....

2009-07-02 18:19:24

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
Son yazılarınız hüzün kokuyor Uğur Bey. Gerçi hüzne bilim katmışsınız son mısrada ama biz sizin eski yazılarınızı özledik.

2009-07-02 09:51:18

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
çok güzel yazmışsın uğur bey,başarılarının devamını dilerim

2009-07-01 10:52:16

Misafir
Teğet geçmeyen şanssızlıklar
Puanim:
gerçekten güzel ve sürükleyici bir yazı olmuş..yazarımız iyi başladığı yazıyı ıyı bıtırmiş..başarılr yazar kardeşime..