Sabah erkenden otogara üç özel misafirimi almak için gittim.Aynı okulun çilesini çekmiş arkadaşlarımla tekrar bir araya gelecektim,davet etmiştim onları..Soalsun onlarda beni kırmayıp geldiler..Diyarbakırı gezdirecektim.Maksat kültür alışverişi.Firmalar gelmeye başladı ve Öz Tırşık seyehat firmasıda görundu.
Hemen gördüm arkadaşları, Deniz Bakkal,Millet Bahçeli ve Karayyip Erdoğan görunduler.Seslendim:
-denizcim….burdayim burada..
M.bahçeli:
-vayy abemm..kekom…nasılsan?
-saolasın, xoşgelmişsiniz yaw..
…
sarılma ve öpüşmelerden sonra yola çıktık..
onları doğruca ciğer yemeye götürdüm,kahvaltı yapacaktık..Bildiğim güzel bir yer vardı,hemen damladık oraya..
Karayyip :
-ben varsa kellepaça alacam.
Deniz :
-varsa ben önce Şorbe alacam…
Millet abê :
-Bremin ben ciğer alacam ama böle şişte olsun.. haa,bide saha zahmet babana rahmet yanında dew getir..
diyerekten isteklerini belirttiler…
Hesabı Erdoğan ödedi..cömert arkadaş gerçekten…okulda da genelde toplu yemeklerde o öderdi..
Neyse ciğerden sonra bir kahveye gidip koz maça-eşli ihale çevirdik..Güneşin iliklerimizi soğutan etkiside geçmiş olurdu biraz..
Oyun bittiğinde hesap , Deniz ve Karayyip’e patladı,,Deniz muhalefet etsede sigara ve çaylar cebinden çıktı..
Millet ustaca oynamıştı oyunu… Türlü hileler yaptı ama görmedi diğerleri..
Kahvede bir iki yaşlı amcada yakalamışken sohbet etmemek olmaz dı…
-Oğullarım!! bakın daha gençsiniz kahvelerden çıkın,buralarda kendinizi ve benliğinizi tüketmeyin..Kıbrısı tavsiye ederim..şahane bir yerdir,o zarlar,masalar,kızlar yok mu ..axx axxx….
Birde herkes der kitap okuyun,kulliyen yalan ha..ben okudum geçenlerde bişi yoktu..olsa size derdim;emin olun …
Elinizden gelirse çocuklarınızıda Abedeye gönderin okutun…
Amca kafamızı iyice karıştırdıktan sonra ayrıldık kahveden..dar bir sokaktan geçerken bir genç Denizciğime çarptı ve ardından nazikçe “pardon” dedi..
Bende içimden işte Diyarbakır’ın gençliği bu ,çok nazik olmuşlar büyük gelişme derken Deniz bağırdı:
-Cüzdanııım…..cüzdanimmm giitiii……
geriye döndük ama neye yarar…Deniz Bakkal yoldaşimiz artık iyice gerginleşti…ne desek muhalefet oldu…kendine bile….bir camcının önunden geçtik:
-tipe bak yaaa……ne biçim surat diye söylendi
-iyide o senin görüntun deniz
-tuhh..sahiden benmişim ….
Millet bahçeli telkin etmek zorunda kaldı:
-kardaşimm,bakk boşina özisen kendini,ma nerdeyse ağlayacaksın şerefime…..ayıpp loo
onları alıp surlara doğru gittim..yedi kardeş surlarına doğru gittik,Hevsel bahçelerine kuşbakışsal daldık..
Deniz suyu gördu dayanamadı ve koşa koşa dicleye doğru gitti,ellerini açıp bağiriyordu “diclem diclem,,ülke olup gir koynuma” diye…tabi suya giderken pek çok ıtırcık ve pıttırcığıda ezip geçmişti…
İyi yüzücü idi Deniz…Malum vakti zamanında Rodos’u yüzerek geçmişti…
O yüzerken suyun kenarındaki çocuklar gülüşüp söyleniyorlardı:
-Gundiye bakk hele…..biz işiyoruz burada o aşağıda suya giriyor..
Neyse bizimkisi sudan çıktı ve yanımıza geldi…
Karayyip söz aldı:
-bir arkdaşim var Abdullah Çiçek,bana buranın kiliselerinden bahsetmişti.Onlarıda görmek isterim kessin..
-Sanat sokağı varmış burada,gençler sanat üretip duruyorlarmış..merak etmiyor değilim hani..
..
Onları istedikleri yerlere tek tek götürdüm,yol sohbetlerimizde genelde siyaset-gundelik hayat-yaşam zorluklarını konuşuyorduk..
Mesela, Balıkçılarbaşı tarafına gittiğimizde ortalık çoluk çocuk kaynıyordu..Bizim Karayyip bu duruma içerlendi haliyle..
-Yaw bu ne kardeşim..neden bu kadar çocuk var?
-En az 3 çocuk yapıyoruz biz..Adettir bizim burada…
-Valla biliyorsun D.bakır’da çok olay çıkıyor…ben hükümet olsaydım çoluk çocuk acımazdım herhalde..
M.Bahçeli:
-Aaaa…Eyip ettin biremîn…Ma hane insan heqleri..eşitlix, kafan xoştir?
-Aslında düşünmesen böyle bir sorun yoktur…ben çocuk olsaydım anamı da alıp giderdim buradan..
-Erê karayyip erê…
D.Bakkal devreye girdi:
-Valla bende arkadan gelirdim...
-Ee yani.. durmak yok buralarda yola devam derdim..benimle geleceğin içinde şimdiden teşekkür ederim Deniz dostum..
Bu şekilde havadan sudan sohbet ederek dar sokaklarda belden aşağı çıplak mini çocukların yüzlerindeki güzellikler arasında yol almaya devam ettik..
Aşırı insan yoğunluğu vardı…dayanamadık sorduk,evler küçük olduğu halde bu kadar insan nerede ve neden kalıyor diye.Cevapları ilginçti;meğerse Tansu Çiller’in vakti zamanında söylediği sebepmiş, yani Pkk köylerini helikopter ile bombalamış..ve mecburi göç başlamış.Her evde üç dört aile kalmasının sebebini de ayak üstü öğrenmiş olduk..
Ofis tarafına tur attığımıza bir topluluk görduk..Merak edip bizde daldık.Bir adam önünde maket ile bir şeyler anlatıyordu.Dediğine göre Diyarbakır Dubai gibi olacakmış..insanlar Dicle nehrinde güneşlenip,feribotla hastaneye gidip gelecekmiş..
Gerçekten müthiş projelerdi..hep bir ağızdan kutladık.Hatta M.bahçeli dayanamadı:
-Şerefime ben bir parti başkanı olsam bu adami aday gösterirdim burdan..baksana yaw,bu projeler Mars’ta bile yox..
Daha sonra arkadaşları istedikleri yerlere götürdüm ve akşamı getirdik.Bitkin düşmüşlerdi..
**
Ben kırklar dağı ve on gözlü köprü için gitme planları yaparken bir anda sert bir şekilde sarsıldım..
Ve uyandım……
Nasreddin Hoca misali tekrar yatıp devamını getireyim dedim ama olmadı..kalkıp yüzümü yıkadım yemeğe oturdum…
Kayıt: Aug 25, 2007 Mesajlar: 321 Nerden: çÎy@ yÊ hErEkQL
Tarih: Cmt Eyl 13, 2008 5:28 am Mesaj konusu:
nalp56 demiş ki:
bu kadar uzun bişey yazmana hiç gerek yok....kısa şeyler yazki millet okusun bide "h" yerine neden "x" koyuyon???? kürtçeyle mi ilgili???
sanki bu yazıyı ben yazmışım gibi yorum yapmışsın...birincisi yazı o kadar da uzun değil...istiyen okur, istemeyen okumaz...ikincisi ''h'' yerine ''x'' i de ben katmadım yazının orjinal halidir ve evet kürtçeyle alakılıdır...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız